belirli

adj. specific, certain, particular, stated, clear, definite, definitive, determinate, precise, set
* * *
1. definite 2. determined (adj.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • belirli — sf. Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener Birleşik Sözler belirli belirsiz belirli geçmiş belirli nesne …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belirli belirsiz — sf. Yarı belirgin durumda, az çok belli olan Belirli belirsiz incecik bir çizgi arasından gördüğü garip bir surat. Ç. Altan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belirli geçmiş — is., dbl. Fiilin belirttiği kavramın, içinde bulunan zamandan önce olup bittiğini kesinlikle bildiren, dı / di, tı / ti ekiyle kurulan kip, di li geçmiş: al dı, bil di, saç tı, seç ti vb …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belirli nesne — is., dbl. Belirtme durumu ekini almış, geçişli fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • emekli olmak — belirli bir süre çalıştıktan sonra kanun ile sağlanan haklardan yararlanarak görevinden ayrılmak, tekaüt olmak Emekli olduğuna hayıflandığı kadar babasının ölüşüne de o kadar hayıflanıyor. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • esasa bağlamak — belirli bir kurala dayandırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • işin kurdu olmak — belirli bir konuyla ilgili her şeyi bilmek, uzmanlaşmak Şimdi yaşlandık, bu işlerin kurdu olduk. N. Meriç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şarkı söylemek — belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okumak Pürüzsüz, tane tane şarkı söyler gibi ahenkli bir konuşma tarzı vardı. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • beş parmağın beşi bir olmaz — belirli bir insan topluluğu içinde benzerlikler olabileceği gibi farklılıklar da olabilir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sap derken saman demek — belirli ve doyurucu bir düşünce ortaya koyamamak Konuşma sap derken saman demek kabilinden hiçten şeylerden ibaret kalmıştır. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şekil vermek — belirli bir biçime girmesini sağlamak, biçimlendirmek, şekillendirmek O, biraz da bana yardım olsun diye, mektepteki Amerika dan gelen gazeteleri toplar, getirir, bu işe şekil verirdi. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.